A-  A+ A  |  Erişilebilirlik Anasayfam Yap Anasayfam Yap   Favorilerime Ekle Favorilerime Ekle Siteyi Öner Siteyi Öner 
Kurs Duyurusu: Engelsiz Kariyer'den Bir İlk Daha! Engellilere Ücretsiz 'Nesne Tabanlı Bilgisayar Programlamacı' meslek edindirme kursu. Başvuru ve daha fazla bilgi için hemen tıklayın!
Hızlı İş Ara:         

Başarı Hikayeleri 

12’den Vuran Adam: Naci Yenier
Yazdır Arkadaşına Gönder    
Hiç Hayalini Kurmadığı Yepyeni Bir Hayatı Yaşayan Engelli Milli Okçunun Başarısı 

O, güçlü, kararlı ve hedeflerini 12’den vurmak için odaklanan kendinden emin madalyalı bir milli ok takımı sporcusu, kamuda memur ve diplomalı gazeteci.

Naci Yenier, kamuda memur olarak çalışıyor. Yaşadığı talihsiz bir kaza sonrası Yenier, omurilik felçlisi olmasına rağmen hayalini dahi kurmadığı yepyeni bir hayatın içinde yeniden doğuyor. Çocukken öğretmen veya polis olmayı hayal ederken arkadaşı ile birlikte emlakçılık yapıyordu. Hiç beklenmedik zamanda beklenmedik bir kaza Yenier’in hayatını tamamen değiştirmiş. Kendisini hiç hayalini kurmadığı yepyeni bir hayatın içinde bulmuş.

Değişen hayatını hedefleri doğrultusunda başarı ve mutlulukla 12’den vuran Naci Yenier’in sizlere vizyon kazandıracak röportajı ile başbaşa bırakıyorum.  

Sizi tanıyabilir miyiz?

1963 Adana Ceyhan doğumluyum. 8 yıldır da İstanbul Kadıköy’de yaşıyorum.

Çocukluğunuz nerede nasıl geçti?

Gündoğan köyünde çok mutlu bir çocukluğum geçti. Çok hareketli hiç yerinde durmayan aktif o zamanlarda bile sapanla attığını vuran misket oyununda el becerisi iyi olan tüm çocukları yenen biriydim.

Okul yıllarınızdan bize bahsedebilir misiniz?

Ilk, orta ve lise 1’e kadar çok çalışkan olmasamda ortanın üstünde bir ögrenciydim. Derslerini gününde yapan dersine çalışan ama o yıllarda  utangaç olduğum için derslere katılımda pek istekli olmayan bir öğrenciydim. Ortaokulu Ceyhan Yaltır Kardeşler Ortokulunda okudum. Ceyhan Lisesi’ni birinci sınıfta  kaza nedeniyle  bırakmak zorunda kaldım .Eşimle tanışıp evlendikten sonra dışarıdan liseyi eğitimimi tamamladım. Üniversite sınavlarına girdim ve birincikle İstanbul Üniversitesi Gazetecilik bölümünü kazandım 2015 yılında 52 yaşında da mezun oldum. Gazeteciyim.

Eğitiminizi neden lise 1. sınıfta bırakmak zorunda kaldınız?

Okul dışında yazları köyde geçiyordu. O yaz saman makinesinde çalışırken sol kolumu patosa kaptırdım. Kolum dört yerinden kırıldı. Hastanede kolumu kesmek istediler bu kol tedavi olmaz dediler ama annem izin vermedi. beni halk arasında kırıkçı çıkıkçı diye adlandırılan birilerine  götürüp kolumu sardırdı  kolumu kurtardı canım annem benim. Allah uzun ömür versin.

30 yaşında yaşadığınız talihsiz bir olay hayatınızı tamamen değiştirmiş. O günü ve sonrasını kısaca bize anlatabilir misiniz?

Dört arkadaş bir araba ile bir akrabanın düğününe giderken araba ile virajı alamadık ve aracımız iki takla attıktan sonra dört teker üzerinde kaldı benim boynum kırıldığı için kımıldayamadım arabayı süren arkadaş vefat etti. iki arkadaşım hafif sıyrıklarla atlattı. hatta araçtan beni onlar çıkardı. İlk olarak Ceyhan Devlet Hastanesi’ne, oradan bir taksinin bagajında Adana Devlet Hastanesi’ne, aynı gün içinde 3. kez Balcalı Üniversite Araştırma Hastanesi’ne götürülmüşüm. Bu arada omurumun C7. cisi kırıldığı ve bu transfer işlemleri sırasında doğru ilk yardım doğru transfer yapılmadığı için gördüğüm hasar nedeniyle şu an engelimi daha ağır yaşıyorum. ilk yardım esnasında beni kurtaranlar ya da ben bu konuda bilinçli olsaydım ilk müdahelenin doğru yapılmasını sağlayabilseydim, boyunluk takılsaydı belkide yürüyebilecektim. Kaza sonrası kişilere doğru ve bilinçli müdahale etmesi için çok dikkat edilmesi gerekiyor. Yoksa aldığınız darbeden çok yanlış müdahale sizi çok daha olumsuz etkileyebiliyor.

Kazadan sonra ne kadar süre tedavi gördünüz?

Değişik hastanelerde yaklaşık bir yıl tedavim sürdü.

Tekrar günlük yaşama dönmeniz ne kadar zaman aldı?

Tam hayatın içine katılmam ise 5 yılımı aldı.

Sonradan engelli olanların durumu kabullenmeleri yıllar alıyor. Siz bu süreci daha hızlı atlatmışsınız. Bunu neye borçlusunuz ve aynı durumda olan dostlarımız için neler söyleyebilirsiniz?

Bunu aileme, akrabalarıma ve çevreme borçluyum bana engelli muamelesi yapmadılar. İlk zamanlar engelimi düşünmeye fırsat vermeyecek derecede kendimi resim yapmaya yönelttim. İlk birinci yıl içinde kendimi olduğum gibi kabullenerek, bundan sonra durumum bu, bu şekilde hayatımı en iyi şekilde nasıl geçirebilirim? Geçimimi nasıl sağlayabilirim? Sorularımın cevapları üzerine yoğunlaştım ve kısa sürede toparlanarak kendimi buldum.

Daha önce ne iş yapıyordunuz?

Adana’da bir arkadaşla ortak bir emlak bürosu işletiyordum.

Çocukken olmak istediğiniz veya hayalini kurduğunuz bir meslek var mıydı? Şu anda hayalini kurduğunuz mesleği mi yapıyorsunuz?

Hatırladığım kadarıyla öğretmen ya da polis olmak istiyordum. Şu an Adliye’de memur olarak çalışıyorum. Bu arada hayallerimle hiç alakası yok.

Bir röportajınızda, “Kitap okudum hayatım değişti derler, benim de eşimle tanıştım hayatım değişti” sözünüzden yola çıkarsak eşinizin hayatınızda yeri ve öneminden bahsedebilir misiniz?

Eşim, şu an hayatımın merkezinde. Eşimle tanıştıktan sonra Ahmet Altan’ın bir kitabında bahsettiği gibi, zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz, bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz, esprili bir kadına rastlarsanız espriniz, zeki bir kadına rastlarsanız zekânız gelişir; yeni huysuzluklar, kaprisler, kavga nedenleri, acılar da öğrenirsiniz. Ve bugün durduğunuz teras, seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat, yanınızdaki kadının terası, manzarası, hayatıdır; hayatın hangi katında durduğunuzu, yanınızdaki kadının durduğu kat belirler. Hayatınız, seçtiğiniz kadındır. 'Bir kadın değil. Bir hayat seçersiniz çünkü.'

Altan’ın sözü gibi ben bilgili, zeki ve esprili bir kadınla evlendim ve hayatım bu yönlerde gelişti diyebilirim. Hayatım 90 derece değil 360 derece değil kendi etrafında birkaç tur daha attı diyebiliriz.

Eşinizle kazadan önce mi? Sonra mı tanıştınız?

Eşimle kazadan sonra tanıştım ve evlendik. Eşim İngilizce öğretmeni. Şu an hala Kadıköy’de bir okulda öğretmenlik yapıyor ve eşimin hiç bir engeli de yok. Toplumsal genel yaklaşım engellinin bir engelli ile evlenmesi yönünde. Oysa tam tersi eşimin bir engeli yok ve çokta mutluyuz.

Okçuluk sporu ile nasıl tanıştınız? Ve spor sizin için ne ifade ediyor?

Okçuluğa eşimle tatil için gittiğimiz bir otelin animasyon etkinliğinde tanıştım. Hayatımın anlamını buldum. Spor yani okçuluk şimdi benim hayatım ve kısaca yaşam tarzım oldu. Ok atmayı çok seviyorum.

Bir hedef var ve siz tam isabet hedefinize odaklanarak ok atıyorsunuz. Hayat da ok atmak gibi belirlediğiniz hedefe ulaşmak değil midir?

Şuana kadar elde ettiğiniz başarı ve derecelerinizden bahsedebilir misiniz?

Dört Türkiye şampiyonluğu, bir Avrupa dokuzunculuğu,  Brezilya olimpiyat kota seçmelerinde birincilik, Dünya sıralama atışlarında birincilik, eleme atışlarında da ikinci gibi derecelerim var. Kendi katagorimde şu ana kadar atılan en iyi ikinci dereceye sahibim.

Rio 2016 Paralimpik Oyunları’nda ülkemizi temsil edeceksiniz. Hazırlıklar nasıl gidiyor ve Paralimpik Oyunları şampiyonluğu için kendinizi hazır hissediyor musunuz?

Hazırlıklarımız çok iyi gidiyor kampta 7 arkadaşız hepimizin madalaya alma şansı var. daha bir ay önce karşılaştığım rakipler ile yeniden yarışacağım. Bir ay önce sıralamada birinci, elemede ikinci olmuştum. Hedefim rekor kırarak altın madalya almak.

Elbette her başarının arkasında; her türlü zorluklarla da mücadele etmek vardır. Tekerlekli sandalyede bir sporcu olarak yaşadığınız problemler neler ve çözümü için de neler söyleyebilirsiniz?

Tekerlekli sandalye kullanıcılarının en büyük sorunu; mimari engeller yani erişilebilirlik ve ulaşılabilirlik. Daha ilk anda evinizin kapısında problemler başlıyor. Ulaşım araçlarına inip binmek, standartların çok ötesinde yapılan dik  göstermelik rampalar, göstermelik tuvaletler, göstermelik otel odaları. Çözüm bu tür yapıların evrensel tasarım standartlarına göre yapılması ve bu konuda uzman kişilerin hatta içlerinde engelli olan kişilerce kontrollerinin uygunluğunun test edilmesi. Bu kurumların denetleyen isimleri arasında da mutlaka bire bir yaşayan engelliler de olmalı.

Şu anda spor dışında bir işiniz var mı? Bir gününüz nasıl başlıyor ve nasıl bitiyor kısaca anlatabilir misiniz?

Kartal Anadolu Adalet Sarayı’nda memur olarak çalışmaktayım. Iki gün antrenman yapıp, bir gün işe gidiyorum. Antrenmanı da işyerinde yapıyorum. Burada Başsavcım Fehmi Tosun ‘a bana bu antrenman ortamını sağladığı için çok teşekkür ediyorum .

Spor dışında sanatla da iç içe bir hayatınız olduğunu görüyorum. Kısaca sanatla olan ilginizden de söz edebilir misiniz?

Her tarz resim yapmayı denedim hepsinden ayrı zevk aldım ama daha çok klasik tarzda resim yapmayı sevdim. İlk okuldan beri resim yapabilme yeteneğimin olduğunu hatırlıyorum. Hatta o yıllarda her yaptığım resime bunu sen mi yaptın? diye sosrarak inananamazlardı. Resim yapmaya yoğun olarak ilgim kaza geçirdikten sonra başladı. Kendimi resimle rehabilite ettim de diyebilirim. Kadıköy Belediyesi fuaye salonu ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Sergi Salonu’nda iki resim sergisi açtım. Bir çok karma resim sergisine de katıldım.

Siz hiç ayrımcılık, önyargı, mobingle hiç karşılaştınız mı?

Mobing ile karşılaşmadım ama önyargı ve ayrımcılık çok fazla karşılaştım. Engelliyseniz toplumda hemen sen yapamazsın mantığı yerleşmiş olarak heryerde karşınıza çıkıyor. Sizin yaptığınız gibi yapamam belki ancak fiziki ortamı bana göre uyarlarsanız ben de herşeyi yapabilirim. Oysa bizi engelleyen yapabilme kabiliyeti değil mimari ya da benzer uygunsuz ortamlar. Bir de en çok karşılatığım toplum içinde tekerlekli sandalye kullanmak direk yardıma muhtaçmışsın gibi algılanıyor. Örneğin; lokantada eşimle yemek yedikten sonra hesabı istiyorum garsona kredi kartını ben vermeme rağmen şifreyi girmek için eşime uzatıyorlar.

Engelli arkadaşlarımız için özellikle iş hayatında ve sosyal yaşamda başarılı olmaları için bir mesajınız var mıdır? 

Şu veciz sözü söylemeliyim. Eğitim şart okumalılar, önlerine çıkacak hiç bir engel onları durdurmamalı. Artık işverenler engelli ya da engelsiz bakmıyorlar eğitim derecesine bakıyorlar. Eğitim kendimizi temsil etmemizdeki en önemli araçlardan biri olduğunu unutmayalım. Olabildiğince eğitimimizi yükseltelim. Eğer yarım kaldıysa da gidebileceğimiz kadara ileriye görütelim. Eğitimimiz ilerledikçe hayatımızın da ilerlediğini göreceksiniz.

Bu arada işverenlere mesajınız nedir?

Çevremde de gördüğüm gibi engelliler işlerine dört elle sarılıyorlar, sahip çıkıyor. Hatta işinin kıymetini biliyor.  kaytarmıyor mecbur kalmaz ise izin bile almıyoruz. Engellileri doğru pozisyonlar fırsat eşitliği içinde görevlendirdiğimizde firmaya katmadeğer sağlayan çalışanlar olduğunu görebilirsiniz.

Engelsizkariyer.com hakkında neler söylemek istersiniz?

Engelsiz Kariyer ve Yasadikca.com’u yıllardır takip ediyorum. Faydalı ve rehber bilgilere her bu sitelerden ulaşıyorum. Bir konuda araştırma yapıyorsam Engelsiz Kariyer ve Yasadikca.com benim için önemli mecralar, bilgiye erişmemi sağlıyorlar.

Röportaj: Mehmet Kızıltaş

 
yukarıya git
Yukarı


Yukarı Yukarı Site Haritası  |   Hakkımızda  |   Üyelik Avantajları  |   Gizlilik Prensibi  |   Genel Koşullar  |   İletişim  |   Medya
Copyright © 2008 Engelsizkariyer.com - Her hakkı saklıdır.
EngelsizKariyer.com, EK EĞİTİM İNSAN KAYNAKLARI VE DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ.' ye ait bir portaldır.
Türkiye İş Kurumu'nun 11.08.2011 tarih ve 259 numaralı izin belgesi ile faaliyet göstermektedir.
4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu gereğince " İŞ ARAYANLARDAN ÜCRET ALINMAYACAK VE MENFAAT TEMİN EDİLMEYECEKTİR."
Engelsiz Kariyer bir MEDYAMAG grup portalıdır.