
Otizm alanında yıllardır aynı şeyleri konuşuyoruz: eğitim, uyum, istihdam.
Ama sahada tekrar eden bir gerçek var: İnsanlar sisteme giriyor, ama orada kalamıyor.
Sorun çoğu zaman yanlış yerde aranıyor. Çünkü kimse geçişleri ve o geçişlerde biriken basıncı konuşmuyor.
Otizmle ilgili kurulan sistemler genelde iyi niyetli başlıyor.
Bir çocuk okula yerleştiriliyor.
Bir genç işe başlatılıyor.
Bir birey bir programa dahil ediliyor.
Dışarıdan bakıldığında her şey yerli yerinde görünüyor.
Sonra süreç başlıyor.
Bir süre sonra aksaklıklar ortaya çıkıyor.
Devam edememe, geri çekilme, kopuşlar…
Ve tanıdık cümle devreye giriyor:
“Uyum sağlayamadı.”
Burada durmak gerekiyor.
Çünkü ortada gözden kaçan çok temel bir şey var.
Geçişler Kurulmadan Sistem Kurulmuş Sayılmaz
Bir insanın bir ortamda var olabilmesi, sadece orada bulunmasına bağlı değil.
Gün içinde sürekli yön değiştirir:
Başlar.
Bırakır.
Geçer.
Bekler.
Geri döner.
Yeniden başlar.
Hayat dediğimiz şey, bu küçük geçişlerin toplamıdır.
Ama bu geçişler çoğu zaman öğretilmez.
Varsayılır.
Bir birey işe başlatılır, ama:
Molaya nasıl çıkacağı belli değil.
Moladan nasıl döneceği net değil.
Tuvaletten sonra akışa nasıl gireceği yok.
Bir işi bırakıp diğerine nasıl geçeceği hiç çalışılmamış.
Sonra o sistemin içinde kalması beklenir.
Otizmde Akış Farklı Kurulur
Otizmde dikkat yüzeyde dolaşmaz.
Derinleşir.
Kişi bir işe girdiğinde gerçekten girer.
Yarım kalmaz.
Bu güçlü bir odaktır.
Ama yön değiştirme kolay değildir.
Bir işi bırakmak, sadece bırakmak değildir.
İçeride bir şey kapanır.
Yeni bir şeye başlamak, sadece başlamak değildir.
İçeride yeniden kurulum gerekir.
Basınç Tam O Noktada Birikir
Geçiş anlarında görünmeyen bir yük oluşur.
Dışarıdan bakıldığında küçük görünen şeyler,
içeride büyür.
Beklerken.
Yön değiştirirken.
Akış kesildiğinde.
Bu yük biriktiğinde:
Kopuş olur.
Devam edilemez.
Süreç bırakılır.
Ve bu durum çoğu zaman yanlış okunur.
Sistem Neyi Kaçırıyor?
Bugün birçok uygulama sonucu hedefliyor:
İşe yerleşmek.
Programa dahil olmak.
Devam etmek.
Ama günün nasıl akacağı belirsiz.
Geçişler tanımlı değil.
Ara anlar boş.
Bu boşluk, sistemin en zayıf noktası.
Tekrarlayan Döngü
Başlangıç iyi.
Orta noktada zorlanma.
Sonra kopuş.
Ve sonuç:
“Olmadı.”
Ama sahadaki gerçek çok daha sade:
Geçiş kurulmadı.
Neden Bu Kadar Belirleyici?
Çünkü süreklilik büyük becerilerle değil, küçük hareketlerle kurulur.
Bir yerden kalkmak.
Beklemek.
Geri dönmek.
Yeniden başlamak.
Bu yapı yoksa:
Rutin oluşmaz.
Akış kurulmaz.
Sistem yürümez.
Yön Değiştirmek Gerekiyor
Yerleştirme tek başına çözüm değil.
Şu alanlar açık olmalı:
Geçişler net olmalı.
Gün içi akış görünür olmalı.
Ara anlar boş bırakılmamalı.
Yön değiştirme çalışılmalı.
Bunlar olmadan kurulan her sistem,
kısa süre sonra aynı noktaya gelir.
Sonuç
Otizm alanında ilerlemek istiyorsak,
daha fazla şey yapmak değil,
doğru şeyi yapmak gerekiyor.
İnsanları bir ortama dahil etmek mümkün.Ama orada kalabilmek,
başka bir yapı ister.
Bu yapı kurulmadıkça aynı cümle dönüp durur:
“Olmadı.”
Oysa mesele çoğu zaman bu kadar açık:
Geçiş yoksa, sistem yok.
NeuroTree Method Notu
NeuroTree Method yaklaşımı, otizmde yaşanan zorlukları tek tek davranışlar üzerinden değil,
akış içindeki geçişler üzerinden ele alır.
Bu yaklaşım üç temel kavrama dayanır:
Bu üçü birlikte ele alınmadan kurulan hiçbir sistem uzun süre ayakta kalmaz.
Espina Hande Ayas
Nöroçeşitli Araştırmacı & Yazar
NeuroTree Method Kurucusu
